İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Planlama Ajansı'nın paydaşları arasında yer aldığı Avrupa Birliği destekli "İklime Hazır İzmir: Dayanıklılık Stratejisinin Geliştirilmesi (CRIZ-ERS)" projesinin kapanış konferansı düzenlendi. Konferansta, kentin iklim geleceğine yönelik kapsamlı analizlerin sonuçları paylaşıldı. Bu çalışmalar, İzmir'in iklim risklerinin il ve ilçe ölçeğinde değerlendirilmesini, ayrıca bu risklere karşı geliştirilecek uyum ve dayanıklılık stratejilerini içeriyor.
Konferansın açılışında konuşan İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, iklim krizinin yalnızca teknik yatırımlarla çözülmeyeceğini, toplumsal davranış değişikliğinin ve ortak hareket kültürünün altyapı yatırımları kadar önemli olduğunu vurguladı. Velibeyoğlu, "Uluslararası hedefler önemli ancak yerel çözümler ve yerel iş birlikleri de belirleyici. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler ve özel sektör arasındaki iş birliğine ihtiyaç var" şeklinde ifadelerde bulundu.
CRIZ-ERS projesinin kapsamı hakkında bilgi veren İzmir Planlama Ajansı İklim Yönetişimi Uzmanı Berkay Yılmaz, Avrupa Birliği'nin İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu kapsamında yürütülen çalışmalar doğrultusunda İzmir'in 2030 yılına kadar seçilen 112 pilot şehirden biri olduğunu belirtti. İzmir, tarım, turizm, sanayi ve liman kenti özellikleri ile yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli sayesinde öne çıkıyor. Yılmaz, "İzmir Misyon Laboratuvarı (M-Lab) bünyesinde yürütülen tüm çalışmalar, belirlenen 10 temel zorluk ve öncelik etrafında şekillendirilmektedir" diyerek şehrin iklim dönüşümünün koordinasyon merkezi olarak faaliyet gösterecek İzmir Misyon Eylem ve Uygulama Platformu (EMRAP) hakkında bilgi verdi.
Dr. Çağrı Tükel, projede gerçekleştirilen üç aşamalı çalışmaları anlatarak, ilk aşamada İzmir genelindeki iklim tehlikeleri ve risklerin değerlendirilmesi, ikinci aşamada Konak ilçesi ölçeğinde odaklanılması ve üçüncü aşamada belirlenen risklere karşı geliştirilmesi gereken adaptasyon eylemlerine dair çalışmalar yapıldığını açıkladı. İzmir genelindeki iklim tehlikeleri arasında sıcak hava dalgaları, tarımsal kuraklık, taşkınlar, deniz seviyesindeki yükselme ve orman yangınları incelendi. Konak ilçesinde ise öncelikli risk alanları sıcak hava dalgaları, taşkınlar ve deniz seviyesindeki yükselme olarak belirlendi.
Sıcaklık artışlarıyla ilgili sunum yapan Dr. Çağrı Hasan Karaman, küresel iklim modellerinin kullanılarak İzmir'in gelecekte karşılaşabileceği iklim risklerinin analiz edildiğini duyurdu. İyimser senaryolarda sıcaklıkların 2 ila 3 derece artabileceğini belirten Karaman, kötümser senaryolarda bu artışın 4 ila 5 dereceyi bulabileceğini ifade etti. Ayrıca, günlük yaşamda hissedilen iklim krizi etkileri sonucunda toplam yağış miktarının azalacağı, ancak yağışların daha kısa sürede ve daha şiddetli olacağı öngörülüyor.
Deniz seviyesinin yükselmesi ile ilgili de Dr. Karaman, yapılan analizlere göre geçmiş verilere dayanarak 100 yıllık tekrarlama periyoduna sahip aşırı bir olayda deniz kabarmasının yaklaşık 70 santimetreye ulaşabileceğini belirtti. İyimser senaryolarda deniz seviyesinin 60 santimetre, kötümser senaryolarda ise 80 santimetre yükselebileceğini kaydeden Karaman, en kötü senaryoda yüz yılın sonunda deniz seviyesinin yaklaşık 1,7 metreye ulaşabileceğini ifade etti.
Konferansın ikinci bölümünde iklim değişikliğinin farklı boyutları uzmanlar tarafından ele alındı. Doç. Dr. Meltem Şenol Balaban afet risk yönetimi perspektifinden iklim risklerinin analizini yaparken, Doç. Dr. Selda Tuncer iklim krizinin sosyoekonomik etkilerine dair vurgularda bulundu. Dr. Banu Gökmen, kültürel miras alanlarının iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğine ilişkin değerlendirmede bulunurken, Prof. Dr. Osman Balaban, Türkiye'de yerel iklim eylemlerinin öneminin Artacağını dile getirdi.













