4.07.2026 23:34:22

"Basmane'de Basmacılık Geleneği Yeniden Hayat Buluyor"

İzmir'de Basmane’ye adını veren basmacılık geleneği yeniden canlandı

Ýzmir'de tarihi Basmane bölgesinde, basmacýlýk geleneği yeniden hayat buluyor. 100 yıllık tarihinde Avrupa'nın ilgisini çeken, özel rengi Ýzmir Kýrmýzýsý'nın üretim süreci, çocuklar aracılığıyla yeniden gün yüzüne çıkartılıyor. Ýzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından tarihi Fatma Mustafa Hasdemir Konağı’nda kurulan Basma Kalıp Deneyim Atölyesi, bu kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunmayı hedefliyor.

Deneyim Atölyesinde Basmacılıkla Tanışma

Deneyim atölyesinde çocuklar, ahşap baskı kalıpları ile kumaşlara desen basarak hem eğleniyor hem de kentin tarihi ve kültürel kimliğini öğreniyor. Atölyede gerçekleştirilen aktiviteler, Kültürel Miras Yönetimi ve Tanıtımı Şube Müdürü Caner Çoban ve restoratör Büşra Kaya'nın katkılarıyla organize ediliyor. Çocuklara, İzmir Kırmızısı'nın tarihine dair hikayeler ise masal şeklinde aktarılıyor, bu sayede öğrenme süreci daha eğlenceli hale getiriliyor.

Projenin İş Birliği

Proje, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı'nın yanı sıra Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı, Türk Kadınlar Birliği İzmir Şubesi ve İzmir Kalkınma Ajansı’yla ortak bir şekilde yürütülüyor. Kültürel Miras Yönetimi ve Tanıtımı Şube Müdürü Ayşegül Güngören, bu projeyle Basmane bölgesinin basmacılıkla yeniden buluşturulmasını amaçladıklarını ifade ediyor.

Güngören, çocuklar aracılığıyla toplumu kültürel mirasla buluşturmanın önemi üzerinde durarak, “Bir kültür mirasını yaşatmanın en etkili yolu onu deneyimlemekten geçiyor” diyor. Eğitim çalışmalarının başlamasıyla birlikte, ailelerin de projeye olan ilgisi artmış durumda. Çocuklarla başlayan bu süreç, kısa süre içinde yetişkinlere yönelik kapsamlı etkinliklerle genişletilmesi planlanıyor.

Tarihi Kalıpları Günümüze Taşımak

Atölyede kullanılan baskı kalıpları, İzmir’in kültürel geçmişinin önemli parçalarından birini oluşturuyor. Güngören, bu kalıpların büyük bir kısmının İzmirli basma ustası Ahmet Hepdoğru’nun atölyesinden gelerek Dokuz Eylül Üniversitesi arşivine kazandırıldığını belirtiyor. Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahip olan bu kalıplar, İzmir’in üretim kültürünü temsil ediyor ve geçmişle gelecek arasında bir köprü kurulmasına imkân tanıyor.

Güngören, atölye ile daha geniş bir üretim ağı oluşturmayı hedeflediklerini ve üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve tasarımcılarla iş birliği fırsatlarını değerlendirdiklerini ifade ediyor. Projenin diğer bir hedefi de katılımcıların atölyeyi yaşam alanı olarak deneyimlemeleri ve buradan yola çıkarak yeni tasarım ve üretim modelleri geliştirilmesi.

İzmir Kırmızısının Tarihçesi

Atölyede yalnızca basma teknikleri değil, aynı zamanda İzmir’in ünlü tekstil geçmişi de katılımcılara aktarılıyor. Bu bağlamda, 19. yüzyılda Avrupa'nın büyük bir çaba harcayarak elde etmeye çalıştığı İzmir Kırmızısı’na dair detaylar anlatılıyor. Bu özel rengin Ege Bölgesi’nde yetişen kızıl kök bitkisinden elde edildiği ve kumaş üzerine uygulanabilmesi için 36 farklı işlemden geçmesi gerektiği vurgulanıyor.

Güngören, İzmir Kırmızısı’nın tarihsel üretim merkezlerinden biri olan Boyacı Deresi’nin geçmişte boya atölyelerine ev sahipliği yaptığını hatırlatarak, Avrupa'nın bu rengin sırrını çözebilmek için İzmir'e uzmanlar gönderdiğini belirtiyor. Ayrıca, Osmanlı arşivleri ve Avrupa kaynaklarında da İzmir Kırmızısı'nın uluslararası bir marka değeri taşıdığına dair bilgiler mevcut.

Meteorolojinin Sesi R.